Biliyor muyum ki?


İçindeki her şeyi ortaya dökmek, bağırmak istersin ama yapamazsın. Yazıp paylaşmak istersin, ona da çekinirsin. Kendi içinde kalsın istersin, o da çıldırtır. Bu döngünün ortasında kalmak ise kafayı yedirtir.
Yazdığını herkesle de paylaşmak istemezsin. Belli kişiler görsün okusun istersin ama onlara göndermeye de çekinirsin. İçe kapanık olmak böyle bir şey işte. Ama bir yandan da çok açık bir insansındır.
Yalnız değilsindir ama yalnızlık en sevdiğin şeydir. Kendi düşüncelerin ile birlikte hayallerinde kaybolmak istersin ama an gelir onu da paylaşmak istersin. Sonra silkelenip içine geri dönersin.
Sevgilin olsun, seninle aynı duyguları hissetsin ama bir farklılıkta olsun istersin. İstemek kolay da böyle birini bulmak çok zordur. O bir şekilde senin karşına çıksa. Peki onu anlayabilir misin?
Yalnızlık paylaşılabilir mi? Bu sorunun cevabını hep merak etmişimdir. Çünkü paylaştığın zaman en saf halini karış tarafa açıyorsun diye düşünürüm. Yani en savunmasız kişiliğini. Böyle bir şey mümkün mü?
Mutlu olmak aslında çok kolay. Bence mutsuz olmaktan daha bile kolay. Aynaya baktığı zaman insan mutlu olmayı başarabilmeli, en azından bence bu böyle.
Bazen yazarken çok mu kendimi açıyorum diye düşünüyorum. Düşünüyorum ama sonra farkına varıyorum ki yazdıklarım düşündüklerimin belki binde biri belki daha düşük bir oran.
Bilmiyorum buraya ne yazdığımı. Sadece yazdım. Biri okur da benimle aynı şeyleri paylaşıyorsa yalnız hissetmesin kendini diye.
Gerçek aşk nedir ki, bunu da hep merak etmişimdir. Umuyorum bir gün hissederim.