Bir Şeyler Yapmalıyım ve Yapmak İstiyorum


Sürekli bir arayış içerisindeyim. Ne yapmak istediğimi, nelerle uğraşmak istediğimi az çok biliyorum ama yapmak istediklerimi yapabilmek için bir süreçten geçmem gerekiyor ve bu süreç boyunca da doğru, yanlış bir sürü karar vereceğim. Yalnız bu kararları verirken olabildiğince doğru kararı vermem ve yanlışları da kabul etmem gerekiyor. Bunlar olurken de aslında en güzeli her şeyi zamana bırakmak, zaman beni nereye götürürse oraya giderim deyip devam etmek. Ama bu kolay olanı. Zor olanı ise o zamanın nereye kayacağına yön verebilmek. Bunun içinde yazının en başında bahsettiğim süreci doğru değerlendirmem gerekiyor. Sürecin de en azından bir kısmının veya tamamının benim istediğim yönde gidebilmesi için şu an yapmam gerekenlerin neler olduğuna ve onların gerçekten istediğim şeyler olup olmadığına karar vermem gerekiyor.


Bu kararları verebilmek için öncelikle “ben kimim?” sorusuna cevap bulmam gerekiyor. Bunu da hepimizin özellikle benim gibi üniversitede okuyan gençlerin kendine sorması gerekiyor; çünkü bu soruya vereceğim her cevap benim geleceğimi şekillendirmemde bir rol oynayacak. Bu soruya verilen cevap tek bir cümle olabilir veya sayfalarca yazılmış cümleler de ama bunların hiçbirinin önemi yok, önemli olan en güzel anlatanın hangisi olduğuna karar vermek ve bu sorunun asla net bir cevabı yoktur, bence olmamalı en azından; çünkü her geçen gün değişiyor ve gelişiyoruz. Bu soruya verdiğim cevaba gelirsek, ben bir liste hazırladım ama kâğıda falan yazmadım, sadece düşünerek. Öncelikle şu ana kadar neler yaptığımı, bunları neden yaptığımı ve neler yapmak istediğimi, bunları neden yapmak istediğimi sıralamaya başladım. İşin içine hayalleri, dünyanın gidişatı, yaşadığım çevre gibi unsurları da ekleyince birkaç şeyin farkına vardım kendi adıma.
Ben yazılımı sevip sevmediğimi bilmeyerek girdiğim bilgisayar mühendisliği bölümünde okula gidemediğim bir dönem internet sitesi yazılımı yazarak yazılımı sevdim. Sonra okula döndüğüm vakit ve öğrendiğim dillerle beraber mobil uygulama yazılımına yöneldim ama bir şey beni sürekli geri çekmeye başladı. Yalnız bu arada mobil uygulama yazılımıyla ilgili staj başvurusu yaptım, kendi oluşturduğum projemi yazmaya başladım, insanlarla konuştum ama hala bir şey beni tatmin etmiyordu. Onun ne olduğunu da daha yeni keşfettim, aslında bu yazıyı yazma sebebimde o zaten. Ben yazılım yazmayı seviyorum ama mobil uygulama yazmayı değil. Bunun aslında yazılım dilleriyle veya zorluk, kolaylıkla alakası yok. Sadece şu aralar popüler olan startup dünyasının akışına kapıldım. Bu demek değildir ki bir girişim başlatmak istemiyorum, fazlasıyla istiyorum ama mobil uygulama yazarak değil. Bana keyif veren bir iş olmalı bu ve bir soruna çözüm üretmeli, sadece fikrin kendisi değil, fikrin hayata geçerken ki süreci boyunca da severek yapmalıyım bu işi. Bunu anlamam biraz uzun sürdü, belki okurken size saçma geliyor bile olabilir ama böyle. Tabii durum böyle olunca mobil uygulama olarak yazdığım fikrimi internet sitesine uyarlamaya başladım; çünkü onu seviyorum, ihtiyacımı da karşılıyor ve tahminimden çok daha güzel bir şey çıkmaya başladı ortaya. Ama mobil uygulamayı tamamen dışlamadım, sadece biraz ileriye attım. Bu arada fikrimi sakladığım falan da yok, herkesle konuşuyorum sadece burada yazmamın bir anlamı yok, anlatmak istediğim o değil.


İnternet sitesi yazılıma geçmemin bir başka sebebi de, mobil uygulama yazarken kendimi çok sıkmaya başlamıştım. Şu kadar zamanda uygulamayı ortaya çıkarmalıyım, şöyle yapmalıyım gibi sorularla kendimi boğuyordum ama belki şu anda çok daha hızlı bir şekilde ürünü ortaya çıkarabilirim. Bu değişimi yaparken bir şeyi daha fark ettim; ben bilgisayar mühendisliğinde okuyorum, yazılım yazmayı seviyorum ama yazılım yazarken benim yazdığım cihazların, makinelerin dilinden anlamam gerekiyor. Yazılım sadece tek bir dille mobil uygulama veya internet sitesi yazmak kadar basit bir şey değil. Altında bambaşka bir dünya yatıyor ve bence önemli olan bu dünyanın nasıl işlediğini anlayıp ona göre hareket etmek. Evet, internet sitesi yazılıma döndüğüm günden beridir de özellikle bunlarla uğraşıyorum ve ne kadar fazla derine inersem o kadar daha fazla keyif alıyorum. Bunları mobil uygulama yazarken de yapamaz mıydım, yapardım ama şu an aldığım kadar keyifle yapamazdım, ki yapamıyordum da.
Yazılımla ilgili bu kararı verdikten sonra bir rahatlama hissetmeye başladım. Sanki gözüm açıldı. Gerçekten kendimi o kadar kastığımı ve bu kasmanın sonucunda da çok rahat öğrenebileceğim bazı şeyleri öğrenmekte zorluk çektiğimi fark ettim. Bu arada bir şeye daha açıklık getirmek istiyorum; bir fikir üzerine yoğunlaşıp onun peşinden gidiyorum ve bunu yapmamda ki en temel unsur, bir amacım olduğu zaman onun için yaptıklarımdan heyecan ve heves duyuyorum, bu da öğrenme sürecini çok daha eğlenceli ve özellikle verimli yapıyor.


Her şey de yazının en başında bahsettiğim arayış sürecinin sonucu aslında. Bu süreç bir şekilde hep devam ediyor, hatta belirli bir süre öncesine kadar bölüm değiştirmek gibi konuları bile düşündüm ama üniversite zaten bir yere kadar hayatımda, oradan alabildiğim kadar fazlasını alabilmeliyim, onun dışında kendimi çok farklı konularda geliştirmenin yolunu mutlaka bulurum ve buluyorum da. Her şey yetmezmiş gibi bir de benim gibi maymun iştahlı ve çoğu şeye bulaşmak isteyen biriyseniz bu süreç daha da zorlu oluyor ama başlangıç noktasını doğru belirlediğiniz zaman noktalar arka arkaya sıralanmaya başlıyor. Belli bir süre öncesine kadar da başlangıç noktası olarak seçtiğim noktalar beni bir şekilde tatmin etmiyordu; ama buraya yazmadığım onca şeyle beraber sonunda bir noktada karar kıldım ve bundan çok mutluyum. Bir de unutmamamız gereken bir şey daha var; eğer seçtiğimiz bu noktayı veya noktaları doğru seçemezsek veya hiç seçemezsek geleceğe dair ümitlerimiz, hevesimiz, heyecanımız azalıyor yerini ümitsizliğe, depresyona bırakıyor. Sonra sürekli olarak her şeyden şikâyet etmeye ve ona da ihtiyacım var, şunu da yapmalıyım, bu olmazsa olmaz gibi bir sürü bahane üretmeye başlıyoruz. En sonunda da hiçbir şey üretemeden ortada kalıyoruz.


Belki haklı olarak bunlar için daha yaşın çok genç diyebilirsiniz ama içimde ki bir şeyler yapmalıyım sesine kulak vermemek çok büyük bir hata olur. Çünkü öyle bir ses ki bir şeyle uğraşmadığım her saniye bağırmaya başlıyor. Ayrıca bu ses sağ olsun, spora ve yine bu sesin verdiği motivasyonla bir de her gün derslerimin 8.30’da başlıyor olmasıyla beraber her sabah 6.30 da uyanmaya başladım. Hem erken uyanmak hem de spor yapabilmek için internette bir sürü yazı okudum ama hiçbiri istediğimi vermemişti bana, yapmam gereken sadece bir motivasyon bulmakmış ve o da zaten içimdeymiş. Ayrıca not olarak eklemeliyim ki 8–9 sene boyunca basketbol oynadım ve ortaokuldayken 8.30 da başlayan ders için sabah 7.30 da okulun önünde olurdum evimle okulumun arası 5 dakika yürüme mesafesi olmasına rağmen.
Sonuç olarak, gelecekte ve şu an uğraşmak, başarmak istediğim bir sürü şey var ve belki bunlar değişecek ama ne olursa olsun sürekli denemeli, başarmalı, hatalar yapmalı, onlardan ders çıkarmalı ve en önemlisi şu an yaşadığım hayattan keyif alabilmeliyim; çünkü anı yaşamadıktan sonra gelecek için bir şeyler yapmanın ve sürekli yarını düşünerek yaşamanın pek de bir anlamı yok.
Her şeyin de en temelinde; üretmek, geliştirmek ve bunları yaparken haz duymak var.
Maymun iştahıma birkaç tane örnek vermek istedim: yazarlık, aşçılık, “machine learning”, uluslararası finans, fizik, endüstri 4.0, yapay gerçeklik gibi konular var.
Bir başka yazımı okumak isterseniz →
En çok sevdiğim sözlerden biri ve hayat felsefem olan ‘carpe diem’ in yanına yeni bir şey daha ekledim. Hareket Et!medium.com
Okuduğunuz için teşekkür ederim.