Merhaba Dünyalı

Arada bir siz insanları izlemek ve sizi anlamak için Dünya’nıza geliyoruz, belki fark etmişsinizdir çoktan. Şu bir anda gökyüzünde belirip yok olan ve tanımlanamayadığınız cisimler var ya, onlarla geliyoruz işte. Daha fazla detay verip sizi sıkmak istemiyorum araçlarımızla ilgili, gidin kendi kendinize anlayın teknolojimizi.

Gelelim konumuza, size niye yazıyorum? Açık ve net bir şekilde sizi ele geçirmek ve sömürgemiz yapmak için doğru zamanı bekliyoruz. Yalnız beklerken bir şeyi fark ettik. Biz burayı ele geçirmeye geldiğimiz zaman siz çoktan birbirinizi yok etmiş olacaksınız gibi duruyor. Savaşlarla katletmeseniz bile birbirinizi, ya içtiğiniz sudan veya yediğiniz yemeklerden zehirlenecek ya da hayatınızın vazgeçilmez parçası olan oksijen kalmadığı için ölüp gideceksiniz.

Sinirlendim bak. Bizim yukarıdan hayranlıkla baktığımız o göllerden, ağaçlardan ne istiyorsunuz? Anlamıyorum sizi. Gerçekten anlamak istiyorum ama anlamıyorum işte. Şunu da çok net söyleyebilirim mavi ve yeşil, griden çok daha güzel bir renk, bunu unutmayın.

Bir tahminde bulunmak istiyorum yeşillerle ilgili; gün gelecek ve kesecek ağacınız bile kalmayacak, onun yerine bol bol dolarlarınız olabilir belki. Bu bizi ilgilendiriyor mu peki? Tabiki hayır. Neden? Çünkü biz sizinki gibi bir gezegen daha buluruz ama peki ya siz bulabilecek misiniz? Hadi buldunuz diyelim, oraya gitmeyi nasıl başaracaksınız?

Gelelim terör sorununuza. Liderlerinizin büyümesine izin verdiği terör örgütleri de yok edebilir sizi. Hani şu demokratik olduğu iddia edilen bir yöntem olan seçimle görev başına getirdiğiniz liderlerden bahsediyorum. Hele bir seçildiler mi o koltuğu da bir türlü bırakamıyorlar. Burada bir şeyi kabul etmem gerekiyor sanırım; bizim liderlerimizde o koltuklara bir oturdu mu kalkmak bilmiyorlar.

Madem kalkmıyorlar, en azından bir işe yarasınlar değil mi? Yarayını var şimdi ama o tür liderlerin olduğu ülkeleriniz de kendi içlerine çekilmiş şekilde yaşıyorlar. Mesela Kanada’yı örnek olarak alalım. Hiç duyuyor musunuz Kanada’nın ismini herhangi bir yerde. Biz bile yukarıdan Kanada’nın olduğu bölgeye pek uğramayı düşünmüyoruz, daha heyecanlı yerler var yukarıdan izlenebilecek. Sadece askeri üslerini arada bir inceleyip hemen geri havalanıyoruz. Bir itirafım daha var; Kanada’nın kabinesi de çok havalı duruyor, umuyorum göründükleri kadar işlevsel olurlar.

Bir hayalim var; hiçbirinizin savaşmadığı ve hep beraber yeni gezegene gitmek için gün saydığınız günlere doğru sizi ele geçirmek.

Bir sitemim daha var. Modernleşeceğiz derken aslında fazlasıyla sadeleşiyorsunuz. Belki teknolojiniz çok gelişiyor olabilir ama estetik diye bir şey var, onu unutuyorsunuz özellikle inşaat sektöründe ve teknolojik cihazlarda. Geçenlerde sizin Türk’lerin televizyonunu izleyelim dedik, izlemez olaydım. Reklamlarda banka ve inşaat firmalarının dışında reklam görünce mutlu olduk valla ama onlarda bir o kadar kalitesiz. Nasıl izleyebiliyorsunuz sizin aklınızla dalga geçen reklamları? İzlerken beynim sulandı yemin ediyorum. Yapmayın kendinize bu işkenceyi, izlemeyin o reklamları.

Şu ana kadar bahsettiğim bütün konularda ileri görüşlü davranan ve gerçekten yaşadığı çevreye değer veren insanlar yok mu? Tabiki var ama azınlık olarak kalıyorlar onlarda. Zaten onların yaptığı her işi de internette veya başka bir yerde görünce bir şaşırıp, keşke bizde de böyle olsa demiyor musunuz?

İsviçre’den, Fransa’dan, Avusturya’dan bir köy veya kasabanın fotoğrafını görüp dağların eteğindeki içiniz geçmiyor mu? Sizin dağınız yok mu, köyünüz yok mu? Siz de yapın aynı şekilde. Niye yapmıyorsunuz? Çünkü çiftçiniz bile arazisini inşaat firmalarına satıyor, ürününü alan olmadığını iddia edip. Neden almıyorlarmış sorusuna cevap ise mükemmel; ithal ürün daha ucuz. İthal ürün nasıl daha ucuz olabiliyor? Taşıması, vergisi, soğuk tutması derken yerli çiftçiden çok daha fazla masraf yapıyor. İşte burada da sizin yurtdışından aldığınız araç ve onun mazotu, bitkiler ölmesin diye kullanılan ilaç giriyor devreye. Onun da fiyatını yabancı şirketler belirlemiyor mu? Devlet teşvik etsin madem. O da olmuyor. Çiftçi de haklı şimdi bir yerde.

Sorun üzerine sorun yazmaya devam edebilirim ama yukarıdan görüneni söyleyip bitirmek istiyorum. Gerçekten çok güzel görünüyor ülkeniz yukarıdan. Boşuna eski zamanların liderleri bile dememiş; “Dünya tek bir ülke olsa başkenti İstanbul olur.” diye.

Bu yazıyı siz Türk’lere özel ama bir o kadar da genel yazdım, fazla ayrıntıyla da sizi daha fazla üzmek istemedim. Şimdi bedenine girdiğim arkadaşı serbest bırakıp gidiyorum kendi güzel gezegenlerimizden birine. Sanırım size en uzak olana gideceğim. Tekrar geldiğimde sizi toparlanmış olarak görmek istiyorum.