Ne olabilir ki?

Hüzün ve heyecan. Kelimelerle tarif edilemeyecek kadar içten duygular. Aynı aşk gibi.

Vücudun dengesini bozar bunlar. Fazla doz kullanımı insanı delirtir; ama bu duygularında orta noktası yok ki. İnsan yaşadı mı dibine kadar hissetmeli bu duyguları. Yoksa ne anlamı var ki…

Öyle bir hüzünleneceksin ki paramparça edecek seni. Öyle bir heyecanlanacaksın ki kalp krizi geçirme noktasına geleceksin. Ve öyle bir aşık olacaksın ki, karşı taraf senin aşkına aşık olacak.

İlla duvarları parçala, at gözlüğüyle hareket et diyen yok; ama hisset be kardeşim. Yaşadığını hisset. Arada biraz da kendini başkalarının yerine koy. Onları hisset. Çok zor şey değil. Başkalarının duygularına ortak ol, gel beraber yaşayalım de.

Hüznü, heyecanı ve aşkı bile paylaşın. Paylaştıkça sorgulayın; “sorun ne dedem?”. Kaç kere geleceğiz bu dünyaya? Gelmişiz işte bir kere keyfini çıkaralım yaşayalım her duygusunu.

Dağlara çıkıp haykırsak içimizdekini, dans etsek sokaklarda, sarılsak sevdiğimize istediğimiz zaman.

“İşte bu da böyle bir hayattı” deriz sonunda yüzümüzde gülücüklerle.

Hadi ben biraz gökyüzünü izleyeceğim. Belki dışarıda bir yerde benimle aynı anda aynı yıldıza bakan biri vardır.

Bakın kendinize iyi. Hayallerin içinde kaybolup geri döneceğim.